Kpss Tarih Dersi Özet Nokta Atışı Bilgiler

Değerli arkadaşlar KPSS tarih konusunda aşağıdaki kpss tarih notları Mehmet Hocanın 15 yıllık tecrübesiyle ortaya çıkarmış olduğu özel nokta atışı bilgilerdir. Bu notlar telif hakkına tabi olup Tarihi Tekrar kitabımızda kullanılmıştır. Konu sırası biraz karışık gibi gelse de bu kpss tarih notlarını birkaç defa dikkatlice okuduğunuzda karşınıza çıkan kpss kitabındaki bu üniteyle ilgili kpss tarihte sorulabilecek sorulara aşina olduğunuzu göreceksiniz. İnşallah kpss tarih ten full çıkaracaksınız…Bana güvenin

Karahanlılar, Orta Asya’da kurulan ilk Türk-İslam devleti olmaları yanında eski Türk geleneklerini devam ettirerek İslamiyet’in Orta Asya’da yayılmasını sağladılar. Kaşgar, Semerkant, Balasagun gibi şehirler de önemli Türk-İslam eserleri meydana getirdiler. Karahanlılar Dönemin de Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Ahmet Yesevi, Yükne ki Edip Ahmet gibi birçok Türk-İslam aydını yetişti. Ayrıca Karahanlı hükümdarları devletin ekonomik hayatını geliştirmek amacıyla önemli tedbirler aldılar. Birçok ülke ile ticari ilişkiler kurdular. Ticaret kervanlarının güvenliğini sağlamayı en önemli görevlerinden biri olarak gören hükümdarlar, ticaret mallarına zarar verenleri şiddetli bir şekilde cezalandırdılar. Yollar üzerine kervansaray (Ribat) denilen ilk tesisleri inşa ederek tüccarların rahatını ve güvenliğini sağladılar.

Kpss tarih e çalışan ve full çıkarmak isteyen tüm öğrencilerimize soru çözümleriyle konuların önemli kısımlarını nokta atışı spot bilgilerle anlatıldığı Tarihi Tekrar kitabımızı tavsiye ediyorum.  Kitapseçte yorumları görmek ve kitabı satın almak için buraya tıklayın.

Selçuklular, Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. 10. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başlarında İslam’ı kabul ettiler. Selçuklular, Orta Asya’dan Batı Anadolu dâhil Mısır hariç bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri,  Hicaz ve Yemen’den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir.  Büyük Selçuklu Devleti Türkmenlerin yönetime küstürülmesi, Haçlı seferlerinin olumsuz etkisi ve Batınilerin zararlı faaliyetleri gibi nedenlerle zayıflayıp Karahitaylarla (Moğollarla) yapılan Katvan Savaşı’nın (1141) kaybedilmesi neticesinde yıkıldıktan sonra toprakları üzerinde;  Horasan Selçukluları,Irak Selçukluları, Suriye Selçukluları,Kirman Selçukluları ve Türkiye Selçukluları adıyla yeni Selçuklu devletleri kurulmuştur. Ayrıca bu Selçuklu devletlerinin yanı sıra Fars Atabeyliği (Salgurlular),Azerbaycan Atabeyliği (İldeniz oğulları),Şam Atabeyliği (Börüoğulları)Musul-Halep Atabeyliği (Zengiler) ve Erbil Atabeyliği (Beg-Teginoğulları) isimleri ile Atabeylik dediğimiz şehir devletleri ortaya çıkmıştır.

Hocam anlatsanız da dinlesek diyenler için youtube kanalımın linkini aşağıya bırakıyorum. Like atmayı ve kanalıma abone olmak için tıklayın.

ALTINORDA DEVLETİ: Altın ordu devleti 250 yıl yaşayan bir Türk-Moğol devletidir.   XIII.   yüzyılın ortalarından XVI. yüzyılın başına kadar hüküm sürmüştür. Cengiz Han, İrtiş nehri ve Balkaş gölünün batısındaki yerleri büyük oğlu Cuci’ye vermişti. Cuci, 1236’da çıktığı batı seferinde ülkesini genişletti. Ülkesi, Cuci Ülkesi adını aldı. Çok geçmeden memleket Cuci’nin iki oğlu Batu ve Ordu arasında bölüştürüldü. Ordu’ya verilen yerler Ak Ordu, Batu’ya verilen yerler de Gök Ordu diye anıldı. Bir süre sonra Batu’nun ülkesi Altın-ordu diye anılmaya başlandı. Devletin sınırları Karadeniz’in kuzeyindeki toprakları (Moskova da dâhil olmak üzere) içine alıyor, doğuda Hazar denizinin ötesine kadar uzanıyordu. Devlet XV. yüzyılda başlayan taht kavgaları sonucunda 1502’den sonra yıkıldı. Bu devletin yıkılması Rusların tarih sahnesine çıkışının önünü açmıştır. Altın Orda devletinin yıkılışında Timur’un seferlerinin etkisi olmuştur.

Kpss Tarih ders notları Mehmet Hoca tarafından özenle hazırlanmıştır.Başka yerde yayınlanması yasaktır. Telif hakkına tabidir. Bu arada instagramdan da beni takip edebilirsiniz.  Takip etmek için tıklayın

Memluk Devleti, Eyyubiler Devleti’nden sonra Mısır’da kurulan bir Türk Devletidir. Eyyübi ordusu, Oğuz ve Kıpçak Türklerinden kurulmuştu. Küçük yaşta devşirilen Türk çocukları, eğitildikten sonra orduya alınırlardı. Bu askerlere Memluk(Kölemen)denirdi. Son Eyyubi Sultan’ının ölümünden sonra, bu devletin yönetimi ordu komutanı olan Aybek’in eline geçti. Türk asıllı olan Aybek, bir süre sonra hükümdar ilan edildi. Böylece Mısır’da Memluk Devleti kuruldu (1250).1250-1517 yılları arasında yaklaşık iki buçuk asır Mısır ve Suriye coğrafyasında hüküm süren Memlûklar, köle asıllı olmaları sebebiyle meşruiyet kazanmak amacıyla yoğun çalışmalara girmişlerdir. Bu konuda karşılarına çıkan iki önemli fırsatı olumlu bir şekilde kullanarak bir anda İslam âleminin hamisi mevkiine yükselmişlerdir. Bu fırsatlardan ilki; Moğolların 1260’da Ayn-Calût’ta Memlûkler tarafından ağır bir yenilgiye uğratılarak Orta-Doğu’daki ilerleyişini durdurmak zorunda kalmalarıdır. İkincisi ise; 1258 yılında Bağdat’ta ortadan kaldırılan Abbasi Halifeliğinin Mısır’da yeniden ihya edilmesidir. İslam âleminde meşruiyet kazanan Memlûk sultanları, bundan sonra içeride kendi aralarında hâkimiyet ve saltanat prensipleri oluşturma gayretine girmiştir. Devletin kanlı bir ihtilal sonucunda Kurulması daha sonraki yıllarda da “sultanı öldüren sultan olur” cümlesiyle özetlenebilecek bir prensip olarak kabul görecek ve yıkılışa kadar veliahtlık sistemi birkaç istisna dışında gerçekleşmeyecektir. .

Tabiki twiter da da varız: Orada da beni takip ederseniz sevinirim. Sizi seviyorum, inşallah emeğinizin karşılığını alırsınız. Kpss tarih ile ilgili günlük bir soru çözmek isterim derseniz KPSS Tarih için her gün bir sorunun paylaşıldığı tarihi_tekrar_kpss twitır hesabımı da takip etmek için tıklayın

İslam Devleti topraklarına katıldıktan sonra eyalet hâline getirilen Mısır, merkezden gönderilen valiler tarafından yönetiliyordu. Ancak zamanla Abbasi halifelerinin otoritesi zayıflayınca eyaletlere tayin olan valiler merkezde kalarak, yerlerine naipler gönderdiler. Abbasi Devleti’ni parçalanma sürecine girdiği sırada Mısır’da vali olarak görevli olan Tolunoğlu Ahmet’in burada kendi devletini kurması ile birlikte 1000 yıl boyunca sürecek olan Türk egemenliği başlamış oldu. Ardından aşağıdaki sıra ile Türk İslam devletleri Mısır’a hâkim olmuşlardır.

Tolunoğulları (868 – 905)  İhşidiler (Akşitler) (935 – 969)

 Eyyubiler (1174 – 1250)  Memlükler (1250 – 1517)

Osmanlılar (1517 – 1881)

ATABEYLİK: Selçuklularda hükümdarın çocukları olan meliklerin eğitiminden atabeyler sorumluydu. Melikler, atabeyler eşliğinde önemli şehirlere yönetici olarak atanırlardı. Atabeyler, devlet ve askerlik işlerinde iyi yetişmiş, tecrübeli kimselerden oluşurdu. Melikler hükümdar olduklarında ise atabeyleri vezir ya da danışman yaparlardı. Atabeylerin, meliklerin iyi bir devlet adamı olmalarında gösterdikleri gayret ne kadar yararlı olmuşsa da melikleri taht için kışkırtmaları bir o kadar zararlı olmuştur. Hatta merkezî iktidarın gücünü kaybettiği durumdan yararlanan kimi atabeylerin, şehzadelere ait bazı toprakları ele geçirerek bağımsız devlet kurabildikleri de olmuştur. İşte Büyük Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra Selçuklu toprakları üzerinde ortaya çıkan Selçuklu devletlerinin yansıra beş tane de atabeylik kurulmuştur. Bunlar Fars Atabeyliği (Salgurlular), Azerbaycan Atabeyliği (İldenizoğulları), Şam Atabeyliği  (Börüoğulları)  Musul-Halep Atabeyliği (Zengiler) ve Erbil Atabeyliği (Beg-Teginoğulları) dir.

Bu kısım önemli kpss milletinin değerli üyeleri…

Harzemşahlar ise Doğu Anadolu’dan Maverâünnehir’e kadar hüküm süren, adeta Selçuklu devletinin vârisi olan bir Türk-İslam devletidir. Harzemşahlar sülâlesinin atası Anuş-Tegin isminde, Begdili Türk zümresine mensup bir kişidir. Anuş- tegin Selçuklu Sultanı Melikşah’ın saray hizmetinde bulunuyordu. Oğlu Kudbeddin Muhammed, Selçuklulara bağlı kalarak, Harzemşah unvanı ile bu bölgenin valiliğini üstlenmiştir (1097-1128). Nitekim Harzem valisi İl-Arslan, Sultan Sencer’in ölümü üzerine bağımsızlığını ilân etti (1157). Harzemşahların en büyük hükümdarı Alaaddin Tekiş’tir (1172 -1200). 1220’de bütün ülke Moğolların istilâsına uğradı. Celâleddin Harzemşah devleti yeniden toparlamak için uğraştıysa da başarılı olamadı. Moğollarla mücadele etti. İran’a gelerek Tebriz’i başkent yaptı.Daha sonra Anadolu’ya girerek Ahlat’ı aldı. Bu olay üzerine Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat ile Yassı Çemen’de 1230 yılında savaştı ve yenildi. Celalettin Harzemşah 1231 yılında öldü ve devleti dağıldı. Ölümü üzerine Harzemşahlar Devleti tamamen ortadan kalktı (1231).

Moğol istilası tüm Ön Asya’yı hakimiyet altına aldığı gibi birçok bölgede üretim, ticaret ve posta örgütlenmelerini bozmuştur. Kültür, sanat ve ticaret yönünden Asya’da birçok şehrin yıldızı sönerken göçebe unsurların yanında şehirli esnaf ve zanaatkâr da bulundukları şehir ve kasabaları terk ederek kitleler halinde daha güvenli bölgelere göç etmişlerdir. Bu gelişmelerle doğrudan bir ilişkisi bulunan Anadolu’nun Türkleşmesi, tarihin bir dönemine yön vermesi bakımından önemlidir. Moğol baskısı ile ön Asya’da sıkışan Türk toplulukları batıya doğru göç etmeye başladılar Anadolu ‘ ya göç yolları tekrar işler hale geldi  XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren nüfus yoğunluğu az olan Anadolu coğrafyasının  etnik yapısı hızla büyük bir değişime uğramaya başladı. Türklerin bu coğrafyayı yağmalamaktan çok sahiplenmeye ve yerleşmeye yönelik eğilimlerinden dolayı batılıların deyimi ile Turchia olmaya başlamıştır. Haçlı Seferlerine başarıyla karşı koyan ve Bizans aleyhine genişleyen Anadolu Selçuklu Devleti, 1243’te bir Moğol ordusuna Kösedağ’ da yenilmesi ile siyasal birliğini kaybetti. Taht kavgalarını ve devlet adamlarının kendi aralarındaki rekabeti körükleyen Moğolların Selçuklu devletine iç ve dış müdahaleleri, askeri işgalleri ve ağır vergileri önemli sonuçlar doğurdu. Ekonomik çöküntü, toplumsal sarsıntılar ve Türkmen babalarının başkaldırıları ile Anadolu Selçuklu Devleti bir daha toparlanamayacak biçimde dağıldı ve Anadolu Türkmen beylerine kaldı.

Bizans zamanında Konya bugünkü Alaeddin tepesine kurulmuş kutsal bir şehirdi. Malazgirt’ten kısa bir süre sonra Kutalmışoğlu Süleyman Toros dağlarını aşarak Orta Anadolu’daki birçok şehir ve kasabaları zapt ederekİznik’i kendisine başkent edinmişti. Bu olay 1075- 80 yılları arasında gerçekleşmiştir. Konya da bu tarihler arasında Türkler ’in eline geçecektir. 1095 yılında I. Haçlı dalgası başlayınca Haçlı orduları İstanbul’u geçerek Selçukluların ilk başkenti İznik’i zapt ettiler. I. Kılıç Arslan İznik’i Haçlıların işgaline bırakarak geri çekilmek zorunda kaldı ve hükümet merkezini Konya’ya taşıdı. Konya’nın başkent olma süreci Şehinşah ve Sultan Mesut ile devam etti. Ancak Konya’nın savunma ile ilgili problemleri Alaeddin Keykubat’a kadar sürmüştür. Alaeddin Keykubat dönemi ile beraber şehrin etrafına surların yapımı ile beraber Konya vazgeçilmez bir hükümet merkezi haline gelmiştir

Anadolu’ya ilk olarak giren Türkler Batı Hunlarıdır. Avrupa Hunlarının doğu bölümü ise Kafkas dağlarını aşarak Anadolu’yu istilâya başladılar Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya yapılan seferleri Batı Hunlarının doğu kuvvet kumandanları Kursık ve Basık adındaki iki başbuğ yönlendiriyordu. Avrupa Hunlarından sonra Türklerin Anadolu’ya ikinci gelişi Sabar/Sibirler tarafından olmuştu. Azerbaycan yoluyla Anadolu’ya girerek Doğu ve Orta Anadolu’yu istila edip çok sayıda ganimet ele geçirdiler. Bunların dışında Bulgar Avar, Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak Türkleri de Bizans ordusunda önemli hizmetlerde bulunmuşlardı. Bu Türkler Anadolu’nun yerleşme tarihinde önemli rol oynamışlardır. Bunlar Oğuz Türklerinden evvel Anadolu’ya gelmiş buralarını yurt edinmişlerdi Selçuklu oğuzları ise çağrı beyin ağabeyi Tuğrul Bey talimatı ile 1015-1020 tarihleri arasında cereyan eden Anadolu seferinin sonucunda batıya göç etmeyi ve Anadolu’yu yurt tutmayı devlet politikası haline getirmişlerdir.

İran’da bulunan Samanoğulları Devleti bünyesinde birçok Türk boyu bulunmaktaydı. Bu boylardan birinin beyi olan Alp Tigin, Samanoğullarının Herat valiliğine atanmıştı. Herat ’ta zaman la güçlenen Alp Tigin, Samanoğullarının merkezî otoritesinin bozulmasından faydalanarak Gazne şehrini ele geçirdi ve bağımsızlığını ilan etti. Devletin başkenti kurulduğu bölge olan Gazne şehridir. Bu yüzden devlete de Gazneliler Devleti denildi. Alp Tigin ’den sonra devletin başına Sebüg Tigin geçti. Bu dönemde Gazne toprakları Hindistan’a kadar genişledi (979). Sebüg Tigin ‘den sonra oğlu Mahmut hükümdar oldu (997). Bu dönem Gaznelilerin en parlak dönemiydi. Gazneli Mahmut, ilk olarak Karahanlılarla ittifak kurarak Samanoğullarının varlığına son verdi. Horasan bölgesi Gaznelilerin eline geçti. Daha sonra Büveyhoğullarının baskısı karşısında kendisinden yardım isteyen Abbasi halifesine yardım etti. Halifeyi baskıdan kurtardı. Bu yardımı karşılığında Abbasi halifesi ona sultan unvanını verdi. Türk-İslam tarihinde sultan unvanını kullanan ilk hükümdar Gazneli Mahmut oldu. Sultan Mahmut Karahanlılar ile anlaşma yapıp devletin kuzeyini emniyete alınca yönünü Hindistan’a çevirdi. Gazneli Mahmut Hindistan’a 1000 yılında başlayan ve hayatının sonuna kadar sürecek olan 17sefer düzenledi. Sultan Mesut dönemin de, Gazneliler Hint seferine devam ettiler. Bu durumdan faydalanan Selçuklular giderek güçlenmeye başladılar. Tuğrul ve Çağrı Beyler idaresin de Horasan’a akınlar düzenlediler. Bu saldırıların her geçen gün artması ve durdurulmaması üzerine Sultan Mesut, bizzat Selçukluların üzerine yürüdü. 1040 yılında yapılan Dandanakan Savaşı’nda Gazneliler yenildi. Horasan, Selçukluların eline geçti. Zamanla Selçuklu Devleti’ne bağlanan Gaznelilerin varlığına Afganistan’ın yerli halkı olan Gurlular son verdiler (1187).

Karahanlıların bilinen ilk hükümdarı Bilge Kül Kadir Han’dır. Devlet, başta Karluklar olmak üzere Yağma ve Çiğil Türklerinden oluşmaktaydı. Tanrı Dağı’nın kuzey ve güney bölgelerinde kurulan Karahanlılar, başlangıçta Maverâünnehir bölgesine hâkim olan Samanoğulları (İran kökenli Müslüman bir devlet) ile mücadele ettiler. Karahanlıların, Samanoğulları ile mücadeleleri sırasında Nasr adlı bir prens, Karahanlılara sığındı. Karahanlı prensi Satuk Buğra ile dostluk kuran Nasr, ona İslamiyet’i anlatarak Müslüman olmasını sağladı. Müslüman olduktan sonra Abdülkerim unvanını alan Satuk Buğra Han, bir süre sonra Karahanlı Devleti’nin başına geçti. İlk iş olarak İslamiyet’i devletin resmî dini yaptı. Karahanlılar, Orta Asya’da kurulan ilk Türk-İs lam devleti olmaları yanın da eski Türk geleneklerini devam ettirerek İslamiyet’in Orta Asya’da yayılmasını sağladılar. Kaşgar, Semerkant, Balasagun gibi şehirler de önemli Türk-İslam eserleri meydana getirdiler. Türk-İslam mimarisinin ve edebiyatının ilk eserleri Karahanlılara ait olmakla beraber, Türk-İslam tarihinin ilk medresesi olan Tabgaç Buğra Han Medresesini Semerkant’ta açtılar. Karahanlılar Dönemi’nde Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Ahmet Yesevi, Yükneki Edip Ahmet gibi birçok Türk-İslam aydını yetişti. Ayrıca Kara hanlı hükümdarları devletin ekonomik hayatını geliştirmek amacıyla önemli tedbirler aldılar. Ticaret kervanlarının güvenliğini sağlamayı en önemli görevlerinden biri olarak gören hükümdarlar, yollar üzerine kervansaray (Ribat)  denilen ilk tesisleri inşa ederek tüccarların rahatını ve güvenliğini sağladılar.

Dandanakan Muharebesi: (1040), Büyük Selçuklu Devleti‘nin Gazne Devletini yendiği ve Gazne Devleti’nin çözülmesine yol açan muharebedir. Bu muharebeden sonra Gazne Devleti yıkılış dönemine girmiş, Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur

Malazgirt Meydan Muharebesi: 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile İmparatoru IV arasında gerçekleşen savaştır. Alpaslan’ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, “Türklere Anadolu‘nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş” olarak bilinir.

Kösedağ Muharebesi: Anadolu Selçukluları‘nın Moğollara yenilmesiyle sonuçlanan ve 3 Temmuz 1243 tarihinde meydana gelen savaş. Kösedağ Savaşı, gerek cereyan şekli gerekse sonuçları bakımından tarihi içerisinde özel bir yere sahiptir. Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusuyla karşılaşan Anadolu Selçuklu kuvvetleri, öncü birlikler arasında meydana gelen ilk çarpışmanın ardından korkuya kapılarak kaçmış, baştan beri hatalı kararlar veren Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev de aynı şekilde davranınca, Moğol ordusu kolay bir zafer kazanmıştır. Hiçbir mukavemet görmeden ilerleyen Moğol ordusu kısa sürede Anadolu’ya hâkim olmuşlardır.

Miryokefalon (Myriokephalon) Muharebesi: (Düzbel Savaşı) Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru I. Manuel Komnenos arasında, Denizli Çivril Düzbel geçidi yakınlarında Miryokefalon‘da (Myriokephalon) yapılan savaş. Anadolu’da Türk hâkimiyetinin kabul edildiği savaştır.

Türklerin 1071’deki Malazgirt Savaşı‘ndan sonra Anadolu’da kurdukları devletlerdir. Savaşın hemen ardından, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu‘da kurulan devletlere Birinci Dönem Anadolu Beylikleri denir.  Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflaması ve yıkılmasından sonra kurulan devletler ise İkinci Dönem Anadolu Beylikleri olarak ifade edebilir.

  1. Dönem Anadolu Beylikleri
  Beylik Başkent Hakimiyet Dönemi
Çaka Beyliği İzmir 1081-1098
Ahlat şahlar Beyliği (Sökmenliler) Ahlat 1110-1207
Artuklu Beyliği (üç kol) Hasankeyf, Mardin, Harput 1102-1409
Danişmentliler Beyliği Sivas 1071-1178
Dilmaçoğulları Beyliği Bitlis 1085-1398
İnal oğulları Beyliği Diyarbakır 1095-1183
Mengüçeklü Beyliği Erzincan, sonra Divriği 1080-1228
Saltuklu Beyliği Erzurum 1072-1202
Çubukoğulları Beyliği Harput 1085-1112
Tanrıbermiş Beyliği Efes 1074-1098

Türkler, VIII. yüzyıl ortalarından itibaren toplu olarak İslamiyet’i kabul etmeye başladılar. İslamiyet’i kabul eden ilk Türk boyu Karluk Türkleridir. Onları Oğuz Türkleri takip etti. Doğu Avrupa’da İslamiyet’i kabul eden ilk Türk devleti itil Bulgarları oldu. Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleriyle birlikte Müslüman dünyası yeni bir dinamizm kazandı. Türkler, Müslümanları Bizans baskısından korudular. İslamiyet’i Gazneliler on yedi sefer yaparak Hindistan’da, Karahanlılar Orta Asya’da, Selçuklular Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’da, Osmanlılar 15. yüzyıldan itibaren Balkanlar ve Avrupa’da yaydılar. İslam dünyasına yapılan Haçlı saldırılarına başta Eyyubiler ve Türkiye Selçukluları olmak üzere başarıyla karşı koyarak İslamiyet’i korudular.Yaklaşık on asır İslamiyet’in bayraktarlığını yaptılar.

Pasinler Savaşı18 Eylül1048 tarihinde, Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapılmış olan meydan muharebesidir. Pasinler Savaşı Bizanslılarla yapılan yüzyıllık çarpışmalardaki ilk büyük meydan muharebesidir. Selçuklu ordusu 18 Eylül 1048 tarihinde Pasinler Ovasında 50.000 kişilik Rum, Ermeni, Gürcü ve Abazalardan kurulu bir Bizans ordusuyla karşılaştı. Selçuklu ordusuna Tuğrul Bey‘in üvey kardeşi İbrahim Yınal Bey’le amcaoğlu Kutalmış kumanda ediyordu. Sabahtan akşama kadar süren bu muharebede,Malazgirt Savaşı gibi bozkır taktiği ile kazanılmış ve böyle bir taktiğe alışık olmayan rakiplerinin yok edilmesiyle sonuçlanmıştır. Yassı Çemen Savaşı, 1230 yılında günümüz Erzincan ili yakınlarında, Anadolu Selçuklu Devleti ile Harzemşahlar Devleti arasında meydana gelmiş, Anadolu Selçuklu Devletinin galibiyetiyle sonuçlanarak Anadolu Selçuklularının Doğu Anadolu Bölgesine hakim olmasını sağlamış Harzemşahlar yıkılmıştır. Katvan Savaşı, Büyük Selçuklularla Karahitaylar arasında olmuştur. (1141) Karahitayların, Selçuklu ülkesine saldırmaları üzerine Sultan Sencer onlarla savaşmaya karar verdi, İki ordu Semerkant yakınlarında Katvan denilen yerde karşılaştı. Şiddetli bir savaş oldu. Selçuklu ordusu, ağır bir yenilgiye uğradı. Sencer, güçlükle canını kurtarabildi. Bütün Maveraünnehir, Karahitayların yönetimine girdi. Katvan bozgunundan sonra, Büyük Selçuklu imparatorluğunun birçok yerinde ayaklanmalar çıktı ve devletinin yıkılışı başladı. Miryokefalon (Myriokephalon) Savaşı: (Düzbel Savaşı)  Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru I. Manuel Komnenos arasında, Denizli Çivril Düzbel geçidi yakınlarında Miryokefalon‘da (Myriokephalon) yapılan savaş. Anadolu’da Türk hâkimiyetinin kesin olarak kabul edildiği savaştır.

I. Alaattin Keykubat Donemi (1220-1237): I. İzzettin Keykavus’un ölümünden sonra Türkiye Selçuklu Devleti’nin başına I. Alaattin Keykubat geçti. Alaattin Keykubat ilk olarak Moğolların Kafkaslara doğru ilerlediğini duyunca Konya, Kayseri, Sivas gibi şehirlerin savunmalarını güçlendirdi. Moğollara karşı Eyyubilerle dostane ilişkiler kurdu. Daha sonra Akdeniz Bölgesi’ne yönelerek Alanya’yı fethetti. Akdeniz’deki fetihlerden sonra I. Alaattin Keykubat Karadeniz Bölgesi’ne yöneldi. Kırım sahilinde önemli bir ticaret limanı olan Suğdak’ı ele geçirdi.  Suğdak’ın alınması sonucunda Karadeniz’in ve İpek Yolu’nun kuzey kesimleri büyük ölçüde Türkiye Selçukluların egemenliğine girmiş oldu. Daha sonra doğuya yönelen I. Alaattin Keykubat, Erzincan’ı alarak Mengüceklerin egemenliğine son verdi. I. Alaattin Keykubat, Moğol tehlikesine karşı Harzemşahlılarla iyi ilişkiler kurdu. Hatta Eyyubilerle birlikte Harzemşahlıları da yanına alarak Moğollara karşı ittifak kurmak istedi. Ancak Celalettin Harzemşah’ın Ahlat’ı işgal edip Sivas’a doğru ilerlemesi yüzünden bu ittifak gerçekleşmedi. Bu gelişmeler üzerine I. Alaattin Keykubat, Harzemşahlılar üzerine yürüdü. Erzincan civarındaki Yassı Çimen’de yapılan savaşı Türkiye Selçuklu Devleti kazandı. Bu savaştan sonra Harzemşahlı Devleti yıkıldı. Harzemşahlıların yıkılmasıyla Türkiye Selçuklu Devleti ve Moğollar komşu oldular. Moğol tehlikesinin daha da belirgin hale gelmesi üzerine Abbasi halifesi, Selçuklu ve Eyyubilere elçiler gönderdi. Elçiler, her iki devlete birbirleriyle savaşmaları yerine Moğollara karşı ittifak kurmalarını önerdiler. I. Alaattin Keykubat bu fikre destek verdi. Ancak elçiler, onuruna verdiği ziyafet esnasında zehirlenerek öldürüldü (1237). I. Alaattin Keykubat siyasi dehasıyla Moğolları Anadolu’dan uzak tutmayı başardı. I. Alaattin Keykubat’ın ölümü ile Türkiye Selçuklu Devleti’nin gelişme dönemi sona erdi.

Antalya I. Gıyasettin Keyhüsrev tarafından Sinop ise I. İzzettin Keykavus tarafından I. Alaattin Keykubat’ın saltanatından önce fethedilmiştir.

Türkiye Selçuklu Devleti, Moğolların egemenliğine girdi.

• Türkiye Selçuklularında dağılma sureci başladı.

• Türkiye Selçuklularının merkezi otoritesinin zayıflamasıyla birçok Türkmen beyliği kuruldu.

• Moğol istilası yüzünden Anadolu’da can ve mal güvenliği kayboldu, ticaret yolları önemini kaybetti, tarımsal üretim azaldı.

• Moğolların önemli şehirleri tahrip etmeleri yüzünden bilimsel ve kültürel faaliyetler durdu.

Moğol tehlikesinden kurtulmak isteyen Türkmenler, Moğol baskısından uzak olan Batı Anadolu bölgelerine göç ederek buraların Türkleşmesini sağladılar.

Dördüncü Haçlı Seferi (1204): Bu sefer önemli gençler, bunu bilelim. Papa Üçüncü İnnocentius’un çağrısı, Foutges de Neville’nin propagandası neticesinde Bonifacio’nun tertib ettiği bu Haçlı seferine Almanya İmparatoru Altıncı Heinrich katıldı. Papanın itiraz etmesine rağmen Haçlılar, Venedik gemileriyle İstanbul önüne geldiler. 1204 yılında Ortodoks Bizanslılardan İstanbul’u aldılar. Şehrin zenginliği, Katolik Hıristiyanları şaşkına çevirdi. İstanbul’u yağmalayıp, tahrip ettiler. Dindaşlarına her türlü zulmü, her çeşit kötülüğü yaptılar. Bizans İmparatoru, tahtını İstanbul’dan İznik’e taşıdı. Bu olay, Bizans tarihinde ilk defa oluyordu. Nihayet İstanbul’da 1261 senesine kadar devam eden “Latin İmparatorluğu” kuruldu. Bu sefer sonunda Venedik ve Ceneviz Devletleri, Yakındoğu’da, büyük nüfuz ve toprak parçaları elde edip zenginleştiler. İstanbul’un sanat eserleri, zengin olmak hırsıyla tahrip edildi, evler yağmalanıp, binlerce İstanbullu şehrin tarihinde görülmemiş insanlık dışı tecavüzlere uğradı, soyuldu ve işkenceyle öldürüldü. Dördüncü Haçlı Seferinden, Müslümanlardan ziyade, Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here